Genel Bilgiler
Küçük otomobil pazarı, Avrupa'daki kadar olmasa da ülkemizde de ilgi görüyor. Çoğunlukla ailenin ikinci otomobili olarak bakılan küçük sınıftaki modellerin sayısı da talep doğrultusunda yükseliyor. Chevrolet çatısı altına giren Daewoo'nun daha önce Matiz adıyla ülkemizde pazarlanan mini otomobili, bu değişim sonrasında yeni neslinde Spark adıyla pazardaki yerini aldı. Bu yıl Cenevre Otomobil Fuarın'nda tanıtılan otomobil, aslında 1998'de tanıtılan yuvarlak farlı ilk nesil Matiz'in aynı platform üzerinde modernize edilmiş hali. 0.8 litre 52 HP ve 1.0 litre 64 HP'lik iki motorla Güney Kore'de üretilen otomobil Chevrolet markası altında minik segmenti dolduruyor. Dünya pazarlarında sadece manuel şanzımanla satılan Spark'ın Güney Kore'de CVT otomatik şanzımanlı versiyonları da bulunuyor.
Karoser, iç mekan
Matiz'in platformu üzerinde yükselen Spark'ın gövde hatları ve uzunluk, genişlik gibi boyutları korunmakla birlikte önde ve arkada tasarım modernize edilmiş. Ön kapılarda aynaların tutunması için sacların yükseltilmiş olması ilginç. Farların alt bölümüne sinyaller entegre edilmiş. Otomobilin iç mekanına girildiğinde oldukça minimalist yapıda bir kokpitle karşılaşılıyor. Gösterge tablosu ortaya konumlandırılırken ışıklı uyarılar direksiyonun önünde yer alıyor. Eski versiyonun aksine orta konsol ve kapı kolçaklarını saran metalik renkli kaplamalar dikkat çekiyor. Bu kaplamaların Chrysler Crossfire'daki imitasyon kaplamalardan daha iyi göründüğünü belirtmeliyiz. Ama bu bile kapı kollarının kırılacak gibi durmasını gizleyemiyor. Minderlerin yumuşaklığını saymazsak Spark'ın oturma alanlarıyla ilgili sorun yok. Ama sadece dört yolcu için. Çünkü arka koltukta üçüncü yolcu için yolculuk alanı sunulmamış. Arkadaki diz mesafesi kısa yolculuklarda kabullenilebilir durumda. Buna karşılık 1.85 m'lik boyla bile kafa tavana değmeden yolculuk yapılabiliyor. Otomobilin bagajı oldukça küçük. Sunulan 170 litrelik hacim, boyutların çok da iyi kullanılmadığını gösteriyor. Koltuk sırtlıkları yatırıldığında bu hacim 845 litreye kadar genişletilebiliyor. Bagaj kapağnın içinde tutamak olmaması kapanışlarda ellerin kirlenmesine yol açıyor.
Motor, performans
Spark'ın üzerinde S-Tec ibaresi taşıyan dört silindirli sekiz supaplı bir motor görev yapıyor. Hacminden, gücünden ve torkundan şehir içi ulaşım için üretildiğini belli eden motor oldukça eski teknolojili. Ama modern üç silindirli motorlara göre daha sessiz çalışması, en azından daha az rahatsız edici sesler yayması gibi bir avantajı var. Bunu yalıtıma bağlamak mümkün değil, çünkü Spark'ta yalıtımla ilgili özel hiçbir çalışma göze çarpmıyor. Buna karşılık motorun çekişi çok zayıf, gösterdiği performans tahmin edilebilenden daha düşük, esnekliği de daha ilk denemede sollamalardan vazgeçirecek kadar kötü. Peki ne yapıyor? Sarsıntısız çalışırken düşük ağırlıklı otomobili aslında yavaş yavaş ivmelendiren motor, yalıtım ekyasak kelimeyasak kelimeyasak kelimeliğinden seri hızlandığını düşündürüyor. Ama 15.1 sn'lik 0-100 km/s hızlanma değeri gerçeği gösteriyor. Buna rağmen Spark'ın şehir trafiğinde sergilediği hızlanma performansı tatminkar düzeyde ki, zaten üretim amacı da bu. Araç doluysa otoyolda 100 km/s hızla ilerlemeyi ve yokuşlarda zorlanmayı, maksimum hızı ancak uzun inişlerde risk alarak görmeyi kabullenerek gerçekleştiriyor. Spark'ın kullanıcılara en cazip gelebilecek yanlarından biri, doğal olarak yakıt tüketimi olacak. Doğrusu ortaya konumlandırılmış yakıt ibresi pek kolay hareket etmiyor. 100 km'de 6.1 litre benzin tüketen Spark, kontrollü kullanımda 35 litrelik mütevazı deposuna rağmen 600 km'ye yakın menzile ulaşabiliyor. Bu da asıl üretim amacının ne olduğunu gösteriyor
.
Kullanım, konfor
Tam bir şehir minisi olarak tasarlanan Spark'ın işçilik ve malzeme kalitesi de üretim maliyetlerini düşürmek için minimum seviyede tutulmuş. Örneğin daha sıfır kilometre olan aracın boyası üzerindeki pürüzler eğer test aracımıza özgü bir sorun değilse işçilikte sorunlar olduğunu hissettiriyor. Keza koltukların altında kalan bölümlerin kaplamasız, davlumbazdan öte, tampona takılı lambaların bağlantılarını koruyan parçaların olmamasını da öyle. Geri vites ve arka sis lambalarına ait bağlantıların yağışlı havalarda hasar almaması imkansız görünüyor. Araçta maliyet kaygılarını ele veren şaşırtıcı donanımlar göze çarpıyor. Sürücü tarafı aynası manuel ayarlanan otomobilin yolcu aynası elektrik kumandalı olarak ayarlanıyor. Burada bir çelişki de var, Spark'ın tavan yüksekliği ferahlık sağlıyor ama eni o kadar da geniş değil. Biraz uzanarak da sağ ayna ayarlanabiliyor. Elektrikli kumanda olmasa da olurmuş, sonuçta ayna sık ayarlanan bir eleman değil. Pedalların yanında yeterli boşluk bırakılmamış olması, özellikle kış aylarında geniş tabanlı ayakkabılarla sorun yaratabilir. Debriyajdan kaldırılan sol ayak için daha kullanışlı bir boşluk bırakılabilirdi. Otomobille sürüş başladığında yüksek hıza ulaşamadığı için risk olmayacağı fikrine kapılmamak gerek. Çünkü Spark limitleri düşük olsa da gövde yapısıyla pek güvenli hissettiremiyor. Hızlı sürüşler ya da virajları hızlı dönmekse zaten onun işi değil. O yüzden süspansiyona konfor açısından yaklaşırsak, hem gürültülü çalıştığını hem de konfor sağlayamadığını görüyoruz. Spark'ın fren sistemi yavaşlamalarda sorun çıkartmasa da panik duruşlarda pek parlak performans gösteremiyor. ABS'yle desteklenen sistem, 100 km/s hızdan ancak 43 metrede durabiliyor.