Tek Mesajı Görüntüle

  #1 (permalink)  
Eski 13-04-2008, 00:42
otomex otomex kişi çevrimdışı
Super Moderator
 
Kayıt Tarihi: 31-03-08
Mesajlar: 1,768
Standart Peugeot 207 1.4 16v 90hp Trendy

Bu da kendi aracımın testi. Mercedes'i yazdım kendi otomobilimi yazmadım Onu da ekleyeyim...

Ağustos ayı başında bu araca kavuştum. 2000 yılından 2006'nın Mayıs ayına kadar 106 Quiksilver'ı 120.000km'ye getirdikten sonra, kilometre yüzünden artık araç üzerindeki birtakım parçaların sorun çıkarma ihtimaline karşı, aracı elden çıkardım. Çünkü gördüğüm, özellikle 5-6 seneyi geçirdikten sonra aracın sapıtmış şekilde birçok parçasının sorun çıkarması idi. Alternatöründen tutun da, direksiyon pompası, yakıt pompası, şarj dinamosu, silecek suyu fıskiyesi vs. gibi evladiyelik olması gereken parçalar bile sorun çıkarabiliyordu. Hatta bu yüzden arkadaşlarım Peugeot'ya "sorunlu, bir daha Peugeot almam" vs. derler. Demek ki bu aletleri en fazla 6-7 sene, 120bin km'ye kadar falan kullanmak lazım Çünkü o zamana kadar öyle abuk subuk sorun yaşamadım. Fakat yine de bu önyargılar yüzünden de aklımda da ikinci defa bir Peugeot almak yoktu. "Anca çok beğenirsem" diyordum.

Çok uzatmayayım, bu esnada da yeni modeller çıkmaya başladı. Leon'u çok beğeniyordum ama içini görmemiştim, C4'ü de çok düşündüm, Clio yeni geldiğinde baktık ve hayal kırıklığına uğradım, diğer modelleri de çok beğenmiyordum veya bütçemizi aşıyordu. Bunun haricinde ilk etapta 20bin lira civarlarında 2.el Corsa veya Fiesta dizel aradım fakat babam dizele çok sıcak bakmadı. Kredi vs. de elverince maks. 30-31bin liraya sıfır km bakmaya başladık.

Tam bu tarihlerde "207 Türkiye'de!!" falan gibi yazılar çıkmaya başladı. E hadi dedik, 207'ye gidip bir bakalım bari, tasarım biraz garip gibi ama olsun... Bayiye 6-7 kişilik bir arkadaş grubuyla gittik ve hepimizin yorumu, "fotoğraflardan çok daha güzel duruyor" şeklinde oldu. İçine baktığımızda da özellikle konsolun yapıldığı malzeme ve tasarımını çok beğendik. Ulen dedim, herhalde yine Peugeot alıyoruz.

Daha sonra Leon'a baktık, 207'ye nazaran Leon'u daha çok istiyordum aslında, ta ki bayiye gidip baz versiyonun içini görene kadar... İçi çok ruhsuz bir tasarıma sahip gibi geldi ve o donanım seviyesinde konsol, kapı içleri vs. heryer şu nefret ettiğim tahta gibi plastik malzeme ile yapılmıştı. Kesinlikle hayal kırıklığı oldu. Araca ısınmayınca, kendimce yaptığım elemeler sonucunda baktım ki Leon ve 207'ye kalmışız, finale kalan 207 oldu.

Uzun giriş yazısından sonra hemen incelemeye geçeyim, uzattığımın farkındayım. Çeşitli başlıklar halinde gitmeye çalışayım. Araç 207 1.4 16v 90hp benzinli ve Trendy donanımlı.

Tasarım-İç Mekan:

Aracın tasarımı çok enteresan. Aslında birçok ülkede satış başarısı yakalamış 206'nın çizgilerini korunmuş. Bunu BMW 3 serisinin E46 kasasında da E36'ya benzerlikleri ile de görmüştük. Buna rağmen bazı açılardan da bambaşka bir otomobilmiş gibi duruyor.

Ön farlar baya bir büyük Gerçi tasarım olarak yine 206'ya göndermeler var. Araca baktığınızda burnu uzun gibi geliyor fakat bu bir göz yanılması. Özellikle park ederken falan burun sandığınızdan daha geride. Profilden bakıldığında acayip derecede hoşuma gidiyor. Tamponların öne ve arkaya doğru uzatılmış kısımları hoş bir görüntü sağlıyor. Galiba profil görüntüsüne destek veren onlar.

Bu arada farlar büyük dedim ama aslında aracın kendisi de baya bir büyük. Neredeyse 307 boyutlarında deniliyordu bir dergide. Zaten 1150kg'lık ağırlığıyla da kompakt sınıf ölçülerinde.

İç mekana gelirsek, aracın en güzel kısmı, konsolu diyebilirim. Kullanılan malzeme kesinlikle süper bişey. Dokunulduğunda kumaş gibi bir hava veriyor. Alt kısımda kullanılan malzemeler ise daha sert fakat kaliteli. Bunun yanında kapılarda yine benim sevmediğim şu sert ve tahta gibi plastikten var. Allahtan Leon'daki gibi %100 bu malzemeden değil, bir kısmında kumaş var. Leon'un bir üst donanımında konsol yumuşak malzeme ile geliyordu fakat o da 5bin lira daha pahalıydı. 35bine çıkamazdım.

İç mekanda bir güzellik de koltuklar. 106'da süper dandik koltuklardan sonra 207'nin koltukları taht gibi geldi. Şaka maka, 307'den mi almışlar ne yapmışlarsa, koltuklar direk bir üst sınıfa ait havası veriyor. Zaten aracın dergiler tarafından testinde, özellikle ön koltukların sırtlarının fazla kalın olduğu ve bu yüzden aracın boyutlarının büyümüş olmasına rağmen arkada diz mesafesi yönünden bir gelişme kaydedilemediğinden bahsediyorlar. Hoş, arkada öyle abartılacak bir durum yok. Boyum 1.75 civarında, arkama da benim kadar biri geçtiğinde dizlerini sırtımda hissetmiyorum.

Bir de koltukların malzemesi de güzel. Fuarda Clio'ya bakmıştım ve koltuk döşemeleri muşamba gibiydi mesela.

Bunun haricinde iç mekanda birtakım ilginç detaylar var. Bir arkadaşım "ya sanki Peugeot'da değil de başka bir arabadaymışız gibi, adamlar bişeyler yapmaya kasmışlar yani" demişti. Mesela torpido gözünü açıyorsunuz, laaaap diye düşmüyor. Ağır bir hareketle açılıyor. Genişçe bir göz ve klima ile soğutulup ısıtılabiliyor.

Ayrıca, araçta yol bilgisayarı var, bu ekrandan tüketim vs. gibi klasik bilgiler haricinde, far ampulünün patlak olduğu, benzin seviyesi uyarısı, el freni çekili uyarısı, buzlanma uyarısı, kapılardan hangisinin açık olduğunun uyarısı da sesli ve yazılı olarak geçiyor. Bunlar bu sınıfta benim pek görmediğim detaylar. Belki başka marka-modellerde de vardır...

Bir de, silecekler çalışırken, geri vitese taktığınızda arka sileceğin harekete geçmesi çok hoş bir detay. Bunu yol bilgisayarı ekranından kapatıp açabiliyorsunuz. Bu ekranda aslında çok detaylı bir menü var. Buradan birçok ayarı yapabiliyorsunuz. Radyo da aynı ekrandan gösteriliyor. Bu arada ses sistemi çok tatmin edici. Onda da detaylı ayarlamalar yapabiliyorsunuz. Ekolayzır(böyle mi yazılıyo ) ayarı yok fakat Techno, Pop, Rock, Classic, Vocal vs. şeklinde müzik setlerindekine benzer bir ayarlama yapabiliyorsunuz.

Kullanım:

206'dakine benzer burun yapısı nedeniyle ön taraf biraz alışkanlık gerektiriyor. İlk başlarda buna alışana kadar acemi gibi kullandım arabayı, "abi gelsene daha kocaman yer var" diyorlardı, ben bakıyordum "aa daha yer var mı ya?" diye. Dışarıdan burun uzun görünüyor halbuki. Ön cam da ileride bitiyor ve sürücüye mesafesi uzak, bu yüzden de çok yanıltıyor ve burnun bittiği yer kesinlikle görünmüyor. Tahmini gitmek lazım ama alışıyorsunuz.
Arkada ise sorun yok, araç zaten HB.

Galiba otomobilin en başarılı kullanım özelliği direksiyonu. Düşük hızlarda ve özellikle dururken, manevralarda falan, direksiyon tek parmakla çevrilebilecek yumuşaklıkta. Hatta araca binenler "ohaaa, yok olmaz, bozuk bu" falan şeklinde yorumlar yapıyorlar. Sanırım başka marka modellerde de mesela "City" düğmesi falan ile aynı hale geliyor direksiyon. Galiba bu City modu Punto'da vardı. Hızlanıldığında ise direksiyon hemen sertleşmeye başlıyor. Bir de merak ettiğim, direksiyon bu kadar konfora yönelikken, 106'dan alıştığım süper direksiyon tepkisinin ne olacağı idi. Çünkü genelde böyle direksiyonlar hissiz olurlar. Alakası yoktu, yine en ufak harekete cevap veren zevkli bir yönlendirme var.

Otomobilin bir başarısızlığı ise, klasik Peugeot işçilik zayıflıkları. Mesela normalde görülmeyen fakat dikkatli bakıldığında tam birleşmeyen bazı parçalar vs. gibi şeyler görmek mümkün. 1-2 yerde gördüm bunları ama olmasa daha iyiydi. Bir de araç gerildiğinde ortaya çıkan bazı sesler. Normalde çukur vs.'de gelmeyen plastik aksam sesi, araç gerildiğinde arkadan bir tıkırtı şeklinde kendini gösteriyor. Aracım daha 4000 kilometrede. Bu tarz bir sesin olması can sıkıcı. Allahtan sarsıntılarda değil de, sadece gerilmelerde çıkıyor... Gerçi bu sanırım tek bir yerde, garanti bakımına gittiğinde bakmalarını söyleyeceğim. İnşallah ileride konsoldan vs.'den daha abuk subuk tıkırtılar gelmez. Bu noktada neler başarmışlar göreceğiz. Şimdilik çıt çıkmıyor.

Süspansiyon tatlı-sert bir yapıya sahip. Aracı ilk aldığımda dolanırken, GTI süspansiyonlu ve 5cm Eibach yaylı 106'dan sonra konfor süper gelmişti. Fakat sonradan fark ettim ki, aslında virajlarda otomobil pek yatmıyor, konforu da çok bozmayan bir sertlik hakim. Bu noktada da Peugeot yol tutuşu yine kendini gösteriyor Yaylı 106 ile girdiğim virajlara neredeyse aynı hızlarla bu otomobille giriyorum.

Aracın bir garip özelliği kapıları... Kapılar birçok otomobile göre baya baya hafif. Bunu yaparken ne amaçlamışlar bilemiyorum. Öyle ki, araçtan inenler kapıyı kapadıktan sonra "ahh çok sert kapadım ya, özür dilerim" diye özür dilemek zorunda kalıyor Bunun yanında da ufak bi hareketle kapıların "cop" diye kapanması da güzel bir his veriyor aslında. Galiba fazla kuvvet uygulanmadan, rahat kapamayı amaçlamışlar ama millet pek alışmamış, arabama ilk defa binenlere hatırlatıyorum "aman kapıyı yavaş kapat" diye

Motor-Performans:

Motor, Peugeot'nun yeni yeni kullanmaya başladığı, 307 ve C4'te ortaya çıktığını sandığım 1.4 16v ve 90 beygirlik yeni bir motor. Bu motoru merak ediyordum. Direk 207'yi de bu motorla piyasaya sundular. Motorun yeni teknoloji olması bence bir avantaj. 50-60 bin liralık A3'lerin bizim tabirle "pancar" 1.6 8v'lik eski teknoloji motorlarla sunulduğunu düşünürsek, güzel bir durum. 106'da kullandığım 1.4 8v 75hp'lik motoru istemezdim açıkçası bir daha... İleri tarihlerde 207'nin en baz versiyonu olacak bu motorlu bir modeli de gelecekmiş. 1150kg'lık ağırlığı nasıl taşıyacak, orası biraz şüpheli.

Motor baya bir sessiz ve titreşimsiz çalışıyor. Devir yükseldiğinde ufak bir hırıltı da sese eşlik ediyor fakat genelde sesi şu yeni Mercedes otobüslerin içeriden duyulan inceden "hınnnnnnnn" sesi vardır, ona benziyor

Tüketim olarak ise enteresan. Biraz açık trafiğe denk geldiğimde, anında 7-7.5 litrelere düşen tüketim, aracın ağırlığının da etkisiyle, çok şehiriçi trafiğe girildiğinde 9-10 litrelere çıkıyor. Mesela bu depo boyunca tüketim ortalamam yol bilgisayarına göre 9.8 litre. Hoş, bu süreçte çok da dikkatli kullandığım söylenemez. Belki 1 litre daha düşürebilirdim tüketimi... Bir önceki depoda ise açık trafikte gezindiğimden 7.2 litrelik bir ortalamam vardı. Otoyol kullanımında ise direk 5.5-6litrelik rakamlar da gördüm. Ki bu noktada fabrika verileriyle uyuşuyor aslında.

Performansı "yeterli" diyelim. Kullandığım 106 Quiksilver'ın 8v 75 beygirlik motoru, 3000 devir altında çok canlı idi, tabi 8v etkisi. Bu motor ise 16v olduğundan 2500 devir altında gaza bastığınızda önce kendi bildiğini okuyor, sonra hızlanıyor. Emisyonların falan etkisi de olabilir. Bir de enteresan olan, sanırım torku daha iyi dağıtılmış, yokuşlarda çok zorlanmadan 3 veya 4.viteste de hızlanabilmesi. Quiksilver ile o şekilde hızlanamayacağım yerlerde 207 ile çok rahat gidebildiğimi fark ettim. Fakat araçta 3 kişi olduğunda ve sonrasında, motorun yetmediğini hissediyorsunuz. Çünkü zaten ağır... O zaman yine kendi bildiğini okuyan bir hızlanma söz konusu.

100km/h ve sonrası hızlarda ise 90 beygir kendini biraz daha hissettiriyor. 106'da 3.vitesten sonra nefes kesilirken, 207'nin tepkisi daha çok hoşuma gitti. Tabi abartı değil, sonuçta 1.4


Baya bir uzun yazı oldu, buraya kadar okuyan varsa sabrı için çok teşekkür ediyorum Genelde böyle şeylerde uzatarak yazıyorum ama her türlü detaya da değinmek istiyorum ki, kafalarda soru işareti oluşturmasın, eksik bişey kalmasın. Yine de eksik bişey varsa, sormak istediğiniz birşey varsa, buralardayım.
Alıntı Yaparak Cevapla